29 Aralık 2017 Cuma

ELLERİM KİRLENİYOR

Yıl 2000... Bu şiiri yazdığım tarih... Nostalji babında paylaşmak istedim :) 


atlar
ELLERİM KİRLENİYOR
Ne zaman seni düşünsem
Ellerim kirleniyor.
Ve at koşturuyor yanıbaşımda
Arsızlar,hırsızlar.
İsyankar sözler dökülüyor
Ürkek dilime.
Kanayan dudaklarım cesur,
Kanayan dudaklarım
En ateşli nutkunu söylüyor.

Ne zaman seni düşünsem,
Ellerim kirleniyor.
Ve bütün öğrendiklerim
Üşüşüyor başıma.
Susmaya korkuyorum.
Sözlerim acıttıkça yüreğimi,
Ben yine seni düşünüyorum.
Ve öyle sıkı basıyorum ki toprağa,
Sen vurdukça ben güçleniyorum.
Ne zaman seni düşünsem,
Ellerim kirleniyor.
Ve ellerim kirlendikçe
Ben aklanıyorum.

25 Aralık 2017 Pazartesi

BOYUTSUZ


boyutsuz
BOYUTSUZ
Salıncakta bir kadın… Zamanın içinde, zamanın dışında… Tik tak, tik tak… Boyutsuz bazen… Varla yok arasında…
Kadının içinde bir yol… Yolda bir ağaç… Ağaçta bir salıncak… Tik tak, tik tak…
Arkasına teneke bağlı bir çocuğu kovalıyor kediler.
‘’Evli misin? ‘’ diye soruyor üç, ikiye… ‘’Çiftsin ya’’, diyor imalı bir edayla.
Akşamsefaları sabah açıyor, Kasımpatı baharı bekliyor.
Erkekler tarlaya, kadınlar kahveye gidiyor asfalt yollu köylerde.
Yara bere içinde aklımın kıvrımları. Biraz kan, biraz su… Biraz ateş, biraz su…
Sonra uyanıyorum.
Şebnem düşmüş bahçeme. Ilık bir bahar rüzgarı geziniyor tenimde. Her şey sukut içinde. Her şey dengede. Bıraktığım yerden başlıyorum güne. İçime çektiğim nefese şükür sözüm var.

‘’Yaşamak güzel ‘’diyorum. Portakal çiçeği kokarken ellerim.

22 Aralık 2017 Cuma

MAHZUNİ’YE SAYGI

Aşık Mahzuni Şerif
MAHZUNİ'YE SAYGI
Birkaç gündür dinlediğim bir albümden bahsetmek istiyorum size. Bugün o kadar etkiledi ki beni, katıla katıla ağlamama ramak kaldı diyebilirim. Hem de metrobüste...  Kendimi zor tuttum. Sözler ve müzik etkiledi evet ama beni o noktaya getiren o sözler ve müzik eşliğinde okuduğum hayat hikayesiydi. Kimden mi bahsediyorum?  Aşık Mahzuni Şerif…  Albümün adı, Mahzuni’ye saygı.

30 parçayı, 30 dan fazla sanatçı seslendirmiş. ‘’Sanatçı’’ kavramı benim için çok daha kapsamlı ve özel olsa da, kullanmış bulunayım. Kimler yok ki albümde… Selda Bağcan, Burcu Güneş, Teoman, Işın Karaca, Kurtalan Ekspres, Şevval Sam, Feridun Düzağaç… En çok dikkatimi çeken Azam Ali oldu. http://www.kelimelerimvar.com/2017/10/azam-ali-muzigi.html linkinden, Azam Ali’nin benim için anlam ve önemini ve de kim olduğuyla ilgili bilgi bulabilirsiniz.

Mahzuni Şerif’i tanımayanınız yoktur tahminimce. Tanımak dedimse, ismen en azından… Albümü dinlerken; ben de yaptığı müzik ve bildiğim birkaç eseri dışında tanımadığımı fark ettim. Hemen Google’ cuğuma sordum. Kimdir Mahzuni Şerif ?

Asıl adı Şerif Cırık imiş. Kahramanmaraş Afşin’de doğmuş.  Afşin’de okul yokmuş onun döneminde. Medrese eğitimi almış. Daha sonra okul açılınca köyüne, ilkokulu bitirmiş. Bir gün üniformalı gençleri görünce de, askerlik sevdasına düşmüş yüreği. Mersin ve Ankara’da askeri eğitim alarak hayalini kurduğu yolda yürümeye başlamış. Kuleli Askeri Lisesi’nde okurken; şiir ve bağlama tutkusuyla birlikte gelen siyasi duruşu, içinde bulunduğu sistemle bağdaşmadığından ordudan ayrılmış.  ‘’Karar verirken ne kadar zorlanmıştır acaba’’ diye düşünmeden edemedim. 

Askerlik, çocuk yüreğinin sevdası iken;  şiir ve bağlama, kendini tanımaya, yüreğindekileri görmeye başladığı gençlik döneminin ve sonraki hayatının tutkusu olmuş.

Şimdi burada, bu satırları yazdığım anda aklımdan geçenleri bilseniz… İnsanın kaderi verdiği bir kararla nasıl da değişebiliyor. Bir yanda asker Şerif Cırık… Bir yanda, dünyanın yaşayan en büyük ozanı ünvanını alan Aşık Mahzuni Şerif…  İşte size örneği… Kalbini dinle!

Kendi hayatımın kırılma noktasını, o anı çok iyi görüyorum şimdi. Bir yanda başkalarının sözlerine kulak vererek tercihini yapan ben, Kimyager Gülcan Turan… Diğer yanda? Ne olurdum, bilmiyorum. Ama ne olmak isterdim, biliyorum.

Sizin hayatınızın kırılma noktası neydi? Neye göre karar verdiniz? Şimdi baktığınızda, doğru karar verdiğinizi söyleyebiliyor musunuz?

Çok uzun yazamıyorum, takip edenler fark etmiştir. Burada bitireyim yazıyı. Ama bu hayat hikayesini yazmaya devam edeceğim. Daha beni ağlatan satırlara bile gelemedim hem.

Kalbinizin sesini duyabilmeniz dileğiyle…

21 Aralık 2017 Perşembe

HAYALLERİMİ SATTIM

Hayallerimi sattım! Daha küçük bir çocukken…
Oysa masallar kadar gerçek ve mutluydum. 
Neden peki? İnsan, hayallerini neden satar ki!
Bir gün; koca koca adamlar kim olacağımı tebliğ ettiler, parmaklarını sallayarak öfkeyle. Kim olduğumu ya da kim olmak istediğimi bilmiyordum o zamanlar.
satılmış hayaller
Hayallerimi Sattım
Daha iyisine karar verme yetisine sahip olduğumun farkında değilken, kendi zayıflıklarının bedeli olarak hayallerimi istediler benden. Henüz yanmaya başlamış cılız bir muma üflenen soğuk bir nefes gibi acımasız ve umursamazdılar.
Sattım! Bütün masal kahramanlarıma ihanet ederek sattım hayallerimi. Sattığımı bilmeden. Kim olabileceğimi görmeden.
Kanatlarım budanırken zalimce; gök mavisinden, yosun yeşiline düştüm. Deniz bana küstü sonra. Yeşilden de sürüldüm.
Sır ile yalan arasındaki çizgiden; talan ederek, kanatarak, söke söke aldılar beni, o koca koca adamlar, koca koca elleriyle. Bir yanda kadim sır ve masallar, bir yanda yalan ve romanlar…
Canım yandı elbette. Hem de çok…  Ama acıdan değil! Masal kahramanlarımı unutmaya başladığımda ve vazgeçtiklerimin bıraktığı boşlukta kaybolurken kahroldum, daha kötüsü.

Her biriniz sattınız hayallerinizi, itiraf edin! Kiminiz çocukluğunuzun oyun yaşında, kiminiz daha anne kucağında… Size uzatılan plastik bir oyuncakla, ağlamayı bıraktığınızda kaybettiniz kiminiz. İster ‘’sattım’’ deyin, ister ‘’çaldırdım’’… Velhasıl kelam, başkalarının elinden de olsa, hayallerinizi öldürdünüz.

Bugün yine sızılı bir acının kaynağını ararken, unuttuğum masalları özlediğimi fark ettim. Ne zaman böyle bir sızı duysam içimde, bir masal sakini olmayı istedim. Kim olduğu mühim değil. İllaki vardır masalların bir prensesi, bir prensi, kralı, kraliçesi… Periler, devler-cüceler… Konuşan bir ağaç olabilirim mesela. Yeter ki alsınlar beni aralarına.
Hayallerini satmamışların onurlu dünyasında bir izim olsun yeter.

13 Aralık 2017 Çarşamba

AMA HAKSIZLIK BU...

‘’Bir gün herkes hak ettiğini yaşar.’’  Öyle mi gerçekten? Zaman zaman bu sözün doğruluğuna inanmak ihtiyacımız öyle artar ki… Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz anlarda en çok…
 ''Beddua etme'' derdi, annem. Gelir seni bulur, aman ha! Beddua etme, küfür etme, intikam zaten kötü bir duygu… Nasıl rahatlayacağız peki?
‘’İlahi adalete sığınarak’’ diyenleriniz vardır. ‘’Pes etme, savaş, hakkını al.’’ diyenleriniz… Hangisi doğru? Bunun cevabı da değer yargılarımıza göre değişiyor, inanç dayanağımıza, kültürel alt yapımıza…
Ama hepimizde, ‘’Canımı yakanın canı da benimki kadar yansın.’’ duygusu vardır. Bu, bazılarımız için temenniden öteye geçmez. Bazılarımız harekete geçeriz. Bazılarımız, ’’Hak yerini bulacak muhakkak. ’’a sığınır, bekleriz o anı görmeyi. Öyle ya da böyle, nasıl adlandırırsak adlandıralım… Haksızlığa uğramışlık duygusu; insanı en çok yaralayan, öfkelendiren, çileden çıkaran duygulardan biri. Ruhsal sağlığımıza ağır bir darbe…
Ancak önemli bir nokta var ki… Gerçekten haksızlığa mı uğradık, bu duygu karakterimize özgü, çocukluğumuzdan beslenen ruhsal bir algı mı? Teşhis doğru konulmalı…

Gerçekten haksızlığa uğradığımı düşündüğüm şu günlerde, adaletin yerini bulması temennisiyle diyorum. Şimdilik... J
Ama haksızlık bu
Ama haksızlık bu...

7 Aralık 2017 Perşembe

YAKAMOZ

yakamoz
YAKAMOZ
Bir yakamoz tutkunuyum.
Yüreğim deniz...
Yosunlarca varım ben,
Okyanuslarca derin...

Hadi getir kendini
En deli mevsimini...
Yakacağım renklerin
Maviden ötesini.

Mavilerce yağ bana,
Adımı sorma.
Bir sırda tutukluyum.
Beni kurtarma!











Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyl...