Charlotte Bronte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Charlotte Bronte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2019 Çarşamba

JANE EYRE

Jane Eyre

Carlotte Bronte’nin ölümsüz eseri Jane Eyre’in yeri ben de bir başkadır. Üniversite yıllarımda ikinci kez okuduğum bu kitabı finallerime çalışmak yerine sabaha kadar elimden düşürmediğimi ve bitirdiğimi hatırlıyorum. Öyle sürükleyici ve etkileyiciydi ki sabahlamıştım. Arkadaşlarımın, gözlerini açtıklarında beni hala kitap okurken bulmalarının şaşkınlığı hala çok canlı bir anıdır.
Jane Eyre, neden o kadar etkilemişti beni, ne bulmuştum romanda? O zamanlar ne düşündüm bilmiyorum ama şimdi değerlendirdiğimde gençlik yıllarımın ruh hali diyebiliyorum rahatlıkla. Kendime dair izler bulmam, o genç kızı kendimle özdeşleştirmiş olmam ve romandaki tutkulu aşk… O yaştaki ben için fazlasıyla çekiciydi. Ama sadece kendimle ilişkilendirmem ve ruh halimle sınırlamam büyük haksızlık olur Jane Eyre’e ve Charlotte Bronte’ye. Ki, yazarın hayatından izler taşıyan bu roman, Viktorya döneminde kadının toplumdaki yerini de bize açık yüreklilikle gösterir. Kadının bir yazar olarak kabul görmesi o kadar zordur ki, Charlotte Bronte erkek takma adıyla romanını yayımlar. Currer Bell…
Kitabın, romantik edebiyatın örneklerinden sayılmasında yazarın kadın olmasının rolü büyük bana göre. Aşka o kadar naif yaklaşmak ve yerine göre tutkuyla beslemek o dönem için fazla cüretkâr bulunmuş olsa da başarısında ve klasikler arasında sayılmasında da bu özellikleri etkili diye düşünüyorum. Karakterlerin gücü ve sahiciliği, yazarın anlatım diliyle okuyucusu arasında kurduğu samimi bağ, Jane Eyre’in acılarına, büyümesine tanık olmak ve nihayet Edward Rochester ile yollarının kesişmesi ve aşkı tanıması… Edward Rochester’ın soğuk ve mesafeli tavrı, yakışıklılık kavramıyla örtüşmeyen ama çekici profili, yine Jane Eyre’in güzel olarak değerlendirilemeyecek fiziki görünüşü ama güçlü karakteri ve dik duruşu, sıradan iki insanın aşkına uyandırdığı merak romana başarı getiriyor.
Jane Eyre karakterleri kadar kurgusu ile de derin izler bırakıyor okuyucuda. Annesini ve babasını küçük yaşta kaybediyor Jane… Dayısına sığınıyor. Yengesi ve kuzenlerinden kötülük görüyor ve yalnızlığa itiliyor. Gönderildiği yatılı okulda da çok zor zamanlar geçiriyor. Ama bütün yaşadıklarından güçlenerek çıkmayı başarıyor. Olayları mantık süzgecinden geçiriyor, doğru sonuçlara varıyor. Romanın geçtiği dönemde kadına biçilmiş kısıtlı mesleklerden biri mürebbiyelik. Jane Eyre de mürebbiye olarak hayatını idame ettirmeyi seçiyor. Çalıştığı malikanenin sahibine önceleri korkuyla karışık duygular besliyor. Birçok konuda fikir beyan edebilen Jane’nin bilgi birikimi zamanla Edward Rochester’i etkiliyor. Uzun sohbetlere dönüşen konuşmaları aralarında güçlü bir bağ kuruyor. Tutkunun; birbirinden çok farklı iki kalbi, iki ruhu, el değmeden, dokunmadan adım adım kuşatmasına tanık oluyoruz.
Romanın sonunu anlatmak olmaz. Zaten burada anlatılanlarla da Jane Eyre anlaşılmaz. Mutlaka kendinize dair izler bulacağınız bu romanı okumanızı şiddetle tavsiye etmeyi görev sayıyorum. Keyifli okumalar…

Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyl...