Anneme

[anne][bsummary]

Günce

[günce][bsummary]

Şiir

[şiir][twocolumns]

ANNEME MEKTUPLAR-6 / EYLÜL


Annem, sen gideli 2 yıl oldu. Bugün gidişinin yıldönümü.1 Eylül…
Bir Eylül gecesi, ‘’yüreğime ateş düştü’’ ne demek öğrendim. İnsan alevsiz nasıl yanarmış. Acıdan acıya dağlar kadar fark varmış. Ve her acının tarifi yokmuş.
Annem, sen gideli koca 2 yıl geçti. Kokun desem, sesin desem, gülüşün desem, sarılışın, sıcaklığın desem… Hangi birinin yokluğunu tarif edebilirim ki. Vazgeçtim sözcüklerden!
Ve vazgeçtim Eylülleri sevmekten… Ki, Eylül mırıldanan bir ağıttır artık yüreğimin kayıp kentinde. Hatırlarsın, nasıl severdim Eylülleri ve güzü, çocukken bile… Çocuklar güzü neden sever ki? Ya da tek çocuk muydum hüznü seven? Peki, güz hüzün mü demektir her zaman?
Ben büyüdüm anne. Çocuk benden geriye bir tek hüznüm kaldı. Ben büyüdüm ve bende güz neden hüzünmüş öğrendim. 1 Eylül gecesi, bir Eylül gecesi, bir güz gecesi, bir hüzün gecesi gittiğinde öğrendim…
Eylül! Sarı yakarışım… Şafağa çıkamayışım… Asil, onurlu, bilge karanlığım…
Eylül! Hüzün nedir ki, bende karşılığın ölüm…
Annem, bayramda yanındayım. Seni ziyaret etmeyeli çok zaman geçti. Mektup yazmayalı da…  Affet! Malum, İstanbul işte… Her suça,her özre,her utanca bahane zavallı şehir!
Geçen bayram gitmedik diye babam çok sitem etti. Biliyor ki sen olsaydın her bayram Adana’da toplanırdık. İstanbul, Marmaris, Antep…  Bütün kardeşler bir araya gelirdik.
Bu bayram oradayım, hem de Eylül ‘de… . Adana bana ağır gelse de artık, yüreğimi sığdıramasam da o kente; senin toprağına dokunmak için, koklamak için, dua etmek için geleceğim.
Bekle beni annem! 2 Eylül sabahı hafızamdan silinmeyen o anda olduğu gibi.

Ve affet! Seni son kez görebilmek uğruna çok beklettiğim için.

Hiç yorum yok:

Yorumlarınız benim için çok değerli.Teşekkürler...