25 Ocak 2017 Çarşamba

YÜREĞİM AŞKA DÜŞTÜ


Yüreğim aşka düştü. Bakma öyle…
Aşk dediysem…  Bahara uyanmayı bekleyen erik dallarında aklım. Günebakan tarlalarında… Göçmen kuşlarda…  Papatyalarda… Ve, gür ormanlara hesapsız yağan yağmurlarda…
Kış şimdi. Bahar uzak, biliyorum. Penceremde kar var. Bir köpek üşüyor sokakta. Gözlerinde alabildiğine hüzün, okumak kalıyor bana… Yetememek kahredici… Yetemiyor muyum? Yetemeyeceğimi düşündüren atalet mi asıl sorun?
Atalet?
Ey zihnimin zincirleri! Kırılın! Güç bende, yürek bende, umut bende… Kalkıyorum ayağa…

Bahar gelecek. Dallar yeşillenecek elbet. Papatyalar, gelincikler saracak tarlaları. Günebakanlar dönecek güneşe. Yüreğim aşka düştü bir kere.

17 Ocak 2017 Salı

YAŞAMAK! EY YAŞAMAK

Yaşamak! Ey yaşamak!

Allanıp, pullanırım. Mavi atlaslarda gece… Ve şaşaalı şamdanlarda acemi hevesler… Ürkek…
Tütsü kokar koynum. Adı yok arzumun. Rüyamın adı yok.
Sarıl sarmalan bana yeter ''yaşamak''.
Güzde kalmışken canımın yarısı, bir küçük mutluluk gibi takıl ayaklarıma. Kışı karşılama gücüm ol! Ve kibrit alevinde ısınabilme umudum… Beni sabaha çıkaracak yorganım, başımın üstünde derme çatma çatım ol.
Ey yaşamak! Tenzih et beni aymazlıklardan. Onursuzluktan! Ve kibirden ve küfürden ve vicdan yoksunluğundan.
Döne döne, yana yana aradığım ışıksın. Önünde diz çökmekle, isyan etmek arasındaki sınırda; bir aydınlık, bir karanlıksın.
Yaşamak! Ey yaşamak! ‘’Var’’ım, yoğunda eriyen biçare…
Yaşamak! Ey yaşamak! Dert de derman da sende…

Yaşamak! Ey yaşamak! Sar, sarmala yeter beni; cümle kusurlardan arınmışlığınla.

4 Ocak 2017 Çarşamba

EVLAT ACISI

evlat acısı
Taa orta yerine…  En derinine… İçine… Yürü, karanlığın… Gözündeki son ışıkla… Yaslandığın son omuzla… Yüzündeki en derin çizgiyle… En anlamlı cümlenle… Yürü.

Üstüne basma yerdeki kanın. Evladını yitirmiş annenin ağıtıyla harmanla… En deli ateşlerde yanan babanın yüreğiyle harmanla… Acıyı dinle. Dinle acıyı.

Davullar çalıyor, düğün değil! Söylenen türkü değil.

Annemi düşünüyorum ağıtların ortasında. Ben anneyim, kendimi hayal ediyorum sonra kalabalıklarda, yer gök figan…
Elleri kınalı, başı yazmalı; tırnağı ojeli, saçı fönlü ya da herhangi bir yerinde dünyanın, çocuklarına kahvaltı hazırlayan ya da memur, doktor, mühendis, ev hanımı… Anne… Evlat acısında yıkılan kale… Taa orta yerine… En derinine… Yürü, karanlığın… Düşün ki, evladın; gözündeki son ışık, yaslandığın en sağlam omuz, yüzündeki en derin çizgi ve hayatının en anlamlı cümlesi. Yürü!


Bir mavi kelebek kondu elime. Mevsim bahara döndü. Erik dallarında beyaz çiçekler… Ve yürüdüğüm yollara düşüyor bu sabah güneş, içimi ısıtıyor.

Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyl...