7 Mart 2017 Salı

HER KENTİN GİZLİ BİR YARASI VARDIR



Uzun bir sahili vardı. Yürümek güzeldi. Bir de yazdı mevsim. Martılar devasa görünmüştü ilk gördüğümde. Bağırışları ürkütmüştü. Ben serçe ve kumru bilirdim daha çok, bir de güvercinleri.
Yanım sıra yürüyen adam henüz yabancıydı bana. Evlenmemiştik daha. Ve İstanbul uzak bir şehir değildi artık. Ihlamurlar çiçek açmıştı, sahil boyu içime çektim o ılık kokuyu. Deniz, martılar ve ıhlamur ağaçları… Yürüdük.
Her kentin gizli bir yarası vardır. Bir yerinden vurulmuştur muhakkak. Her bakana cömert olmaz. Görebilenedir ancak ikramı. O sahilde anladım. Yarası ağırdı.
İstanbul… Bir afet-i devran…  Teni tuz ve kan…

İstanbul… Sevdim seni, o derin yarandan.

Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyl...