16 Haziran 2017 Cuma

TEVAZU

tevazu

Ahımdır… Ahenk içinde olacak ruhum ve bedenim. Alamet-i farikası olacak ömrüm, yerkürenin… Işıksız da var olan küçük bir gölge misali, kaynağımı kendimden alacağım.
Hüsn-ü zan değil, çoğunun keder dediğine kader demem. Bu, sancılı bir kendimi doğurmak meselesidir . Hem, hangi can acı çekmeden öğrenir hakikati ve hangi can kamil olur sebat etmeden.
Anladım ki,‘’Ol’’manın makbul yoludur tevazu.

Zor bulunur bir özellik artık tevazu... Maalesef... Mütevazi olmak zayıflık olarak bile algılanıyor günümüzde. Çok mu kirlettik insanlığı? Çok mu kirlendi dünya? Bir durup düşünsek keşke.

15 Haziran 2017 Perşembe

SÖZCÜKLER

sözcükler



Öyle büyük laflara gerek yok. Bazen iki kelime yeter anlatmaya. O yüzden ben, şairlerden çok şiirlere sığınırım. Şiirlerin vaatlerine inanırım.

İki küçük sözcük; iki delikanlı, iki katil, iki aşık, ölümcül hastalık ya da umut gibi dikiliverir karşıma. Söyleyen ya da söyletenle işim olmaz. Ben o sözcüklerin peşine takılırım.

9 Haziran 2017 Cuma

OĞLUMUN ADI DENİZ


Deniz
Büyükçekmece sahildeyiz. Burası benim için özel. Hayatımın en önemli anlarını, dönüm noktalarını yaşadığım yer.
O gün açtı kollarını yana Deniz, tadını çıkardı bir güzel çocuk olmanın.
Denizde Deniz… Mavi ve özgür…  Neşesini, kağıt gemilerde yüzdürmek zorunda değil henüz. Ruhunun kanatları kırık değil. Hayal kurmak; bildiği, tanıdığı, korkmadığı bir şey…  Tek korktuğu, kendi henüz bilmese de, büyümek…
Denizde oğlum Deniz… Sarmaş dolaş, iki mavi can. Kırılgan biri ve küçük, duyarlı olmasının bedelini ödetmek için tetikte hayat. Diğer mavi can ana… Sarıp sarmalamakta bütün yaraları ve hassas bütün ruhları.

Oğlum Deniz ve deniz…  Kum, yosun ve tuz… Bir de iki mavi arasında özgürlük… Pek güzelsiniz.

Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyl...