2 Haziran 2015 Salı

ANNEME MEKTUPLAR-2


Anneme mektuplar-2
Anneme mektuplar-2

Siyah bir martı kanadından düştüm çamur denizine; çırpındıkça battım ruhumun karanlığına. Tanımazdım kalbimin kuytu köşelerinde gizlenen öksüz, aç, çıplak ağlaşan çocukları; annem sen gitmeden önce. Adana’nın bütün bahçelerindeki bütün portakal çiçekleri döküldü mevsimsiz. Çocukluğum, ayaklarının altında eze eze o güzelim çiçekleri kaybolup gitti. Adana portakal çiçeği kokmuyor artık anne. Ben büyüdüm sen gideli. O zaman anladım ki içimdeki çocuk da öldü. ‘’Yağ satarım, bal satarım; ustam öldü, ben satarım’’ cümlesinin peşi sıra koşturan çocuk, ölüm kelimesine takılıp düştü anne. Otobüsteyim. Bilmem kaçıncı İstanbul – Adana yolculuğumun en kömür karası acısı çöktü üstüme,’’annenizin kalbi durdu’’ diyen o , kalan ömrüme silinmez yankı bırakan sesle. Gidebilmek, devam edebilmek yolculuğa, bundan sonra hayatta kalmak kadar zor. Anne beni bekle dedim. Geliyorum bak. Uçak bulamadım anne, otobüsle geliyorum. Biliyorum, yol uzun ama bekle beni olur mu? Seni öpüp koklamadan göndermem. Son bir kez görmeden göndermem. Hayır, yok öyle, gidemezsin. Lütfen anneciğim bekle. İçimden bir masal geçti. Bildiğim bütün kahramanları taktı peşine ve bilmediğim bütün öksüz çocuklarını dünyamın. Bir varmış bir yokmuş… Her şey masal olmuş.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız benim için çok değerli.Teşekkürler...

Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyl...